• https://www.facebook.com/reikievi/
Üyelik Girişi

HIZLI TEKAMÜL (!)




BOL İNİSİYASYON, HIZLI TEKAMÜL (!)
 
İnisiyasyon öğretiye bir başlangıç adımıdır ve bu, öğretinin içinde adımlarınızı dengeli atmayı başarana kadar süren bir süreçtir. Sonra hızlı adım atabilmek için gereken inisiyasyon ve belki sonrasında koşmaya başlayabilmek için gereken inisiyasyonlar gelir. Ama hepsi belli aralıklarla yapılması gereken işlemlerdir.
 
Ama şimdilerde bakıyoruz, ilk adımını atan herkes, koşmaya başlayacağını umarak peş peşe inisiyasyonlara talip oluyorlar. Ama henüz doğru yürümeyi kavrayamamış oldukları için, nerede düşeceklerini bilemedikleri bir yokuştan süratle aşağıya doğru yol alıyorlar. Aşağıya diyorum, çünkü tırmanırken arada nefeslenmek için durmak gerekir.
Bu hız bugünlerde, baş döndürücü bir şekilde devam ediyor. Sürat keyif verir insanlara, heyecanlandırır. Birçok insan bu süratin büyüsüyle nereye yuvarlandıklarını bilmedikleri bir yolda ve yürüdüklerini sanarak hız almaya devam ediyorlar. Ve bir gün düştüklerinde ya da aniden önlerine çıkan duvara çarptıklarında ağır yaralar alıyorlar.
 
İnsanlar Reiki'yi neden öğrenmek ister? Kendilerine bu soruyu sordular mı? Reiki ya da başka bir öğretinin kendimize uygun olduğunu anlamak için araştırdık mı?
 
Reiki kendini tanıma yoludur. Farkında olmasanız da bu yola adımınızı attığınız zaman kendini tanıma yolunun ilk taşlarına takılmaya başlarsınız. Sonra, sıra onları temizlemeye gelir. Bazen yorucu bazen de çok keyifli olarak sürer gider bu yol.
Reiki sadece fiziksel bir teknik değildir. Bir yaşam tarzıdır. Bir kariyer değildir. Eğlencelik bir eğitim hiç değildir. Sözlük anlamına baktığımız zaman, anlamak daha kolaylaşır. "Her yerde varolan ruhsal yaşam enerjisi"

Son zamanlarda iş başvurularında cv lerini doldurabilmek için ücret karşılığı master olan çok kişi ile karşılaşıyoruz.
Ya da yanlış bilgilendirilip, bütün inisiyasyonları aynı anda alarak intihar eğilimine girenleri görüyoruz.

Peki, Reiki'yi anladık ve seçtik diyelim... Reiki’den beklentimiz ne olacaktır? Dünya dışı bir şeylere ulaşıp kendimizi diğer insanlardan farklı hissedip gizliden egomuzu beslemek mi, yoksa yaşadığımız hayatı kolaylaştırıp fiziksel ve ruhsal denge içinde yaşamak mı?

Sezgilerimizi dinlerken beyin süzgecinden geçiriyor muyuz? Yoksa gizliden koşulsuz bir güdülenme arzumuz mu var?
 
Camia da "en iyi benim inisiyasyonum" yarışması mevcuttur. Bu utanılacak bir durumdur ve kendini bilmek dediğimiz gerçeğin olmadığı durumlarda, her birey kendine tapma tehlikesinin pençesindedir.
Sonuç olarak bu konularda uğraşanlar kendini bütünden ayrı zannetmeyi sürdürür. Bu insan tehlike altında olan ve o ölçüde de tehlikeli olabilen insandır. Çözüm kendini bilmektedir.

Sorun şurada: kendini tanıma yolu, bazı yanılgılarımızı itiraf etmekten geçiyorsa bunu neden geciktiriyoruz? Yoksa "ben" dediğimiz şey başka bir şeyin yerlerde sürünen gölgesi mi?
Kendi hayatımızı güzelleştirmek için emek vermeyi göze alıyor muyuz, yani hayatımıza sahip çıkıyor muyuz yoksa bir sihirli değneğin gelip her şeyi iyileştirmesini umut ederek o öğretiden bir parça bu öğretiden alarak dengemizi mi bozuyoruz.

Hallac'a sormuşlar: "Bize tasavvufu anlat" diye. O da "Hangisini anlatayım? Gerçeğini mi? Sahtesini mi?" diye yanıtlamış. Yeryüzünde bir şey varsa gölgesi de vardır. Ve bizler yaşam boyunca her konuda gölgelerle uğraşmaya meyilliyiz.

Gölgeler yerlerdedir, başı önünde olanlar önce bunları görürler. Gölge oyunları çok keyiflidirler. Bu oyunları o kadar severiz ki bağımlı hale geliriz. "Sizler insansınız, akliniz yerlerde sürünmemeli, başınızı kaldırınız ve gerçeği görünüz" diyenleri de taptığımız gölgeler adına yok etmeye çalışırız.

Bu durumda pek çok kimse yanlış kaynak ve kavramlardan yola çıkmaktadırlar diyebiliriz.
İddialar ve gerçekten yapılabilenler arasında uçurumlar vardır. Gerçek öğrenciler büyük hayal kırıklıkları yaşamaktadırlar. Gölgeler bizi oyalamakta, ancak ne sağlık ne de mutluluk vermemektedirler.
Kaldı ki bazıları da gölge oyunu ustası olmuşlardır!
GülümOmay